Sinop Tarihi Cezaevi – Sinop
0 deneyim
%0Değdi diyenler
%0Değmedi diyenler
Henüz etiketli deneyim yok.
Deneyim bırakmak için giriş yapmalısın.Giriş Yap
Sinop Tarihi Cezaevi Fotoğraflar
10
Fotoğraf
Sinop Tarihi Cezaevi Videoları
📹 Reels videosu ekle
Sinop Tarihi Cezaevi Yol Tarifi / Nasıl Gidilir
Bu bölge için gezi rotalarına bak
Bu yerin bulunduğu şehir veya ilçe için hazırlanmış gezi rotalarını inceleyebilirsin.
Sinop Tarihi Cezaevi Açılış Kapanış Saatleri
Pazartesi
08:00 – 17:00
Salı
08:00 – 17:00
Çarşamba
08:00 – 17:00
Perşembe
08:00 – 17:00
Cuma
08:00 – 17:00
Cumartesi
08:00 – 17:00
Pazar
08:00 – 17:00
Sinop Tarihi Cezaevi İletişim
Adres
Kaleyazısı, Cumhuriyet Cd. No:17, 57000 Sinop Merkez/Sinop, Türkiye
Telefon
(0368) 261 19 75
Sinop içinde keşfet
Bu bölgedeki kategorilere hızlıca göz atın.
💬 Sinop Tarihi Cezaevi Yorumları
Bu yer veya lezzet hakkında deneyimini yazabilir, fotoğraf ekleyerek diğer gezginlere yardımcı olabilirsin.
Yorum yapmak için Giriş yap.
Henüz bir yorum yok.
Google yorumları
Kapısından adımımı attığım an, dışarıdaki o neşeli Sinop sahilinin enerjisi bir bıçak gibi kesildi ve Karadeniz’in kokusu hala burnumda olmasına rağmen beni ağır, rutubetli ve insanı saniyeler içinde sessizliğe gömen bambaşka bir hava karşıladı. İnceleme yazılarında sıkça rastladığım "Anadolu’nun Alkatrazı" benzetmesinin ne anlama geldiğini, o devasa antik surların gölgesine girdiğim an hücrelerime kadar hissettim. Bahçeden içeriye doğru yürürken, deniz dalgalarının sesi bu kadar yakından gelmesine rağmen etrafta maviliğe dair hiçbir izin olmayışı beni ilk sarsan detay oldu; surların yüksekliği öyle bir ayarlanmış ki, mahkumlar başlarını kaldırdıklarında bile o hırçın denizi göremiyor, sadece sesi ve kokusuyla baş başa kalıp muazzam bir psikolojik ceza çekiyordular. Duvarlardaki dökülmüş sıvalar, paslanmış devasa asma kilitler ve demir parmaklıklar ardındaki karanlık odalar insanı hemen derin bir empati çemberinin içine alırken, zamanın burada kapısına kilit vurulduğu o son gün donup kaldığını fark ediyorsunuz. Gezinin benim için en heyecan verici ve bir o kadar da boğazımı düğümleyen kısmı, şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin kaldığı koğuştu. O dar odanın eşiğinden içeri adım atarken kulaklarımda istemsizce *"Dışarda deli dalgalar, gelip duvarları yalar"* dizeleri yankılandı ve şairin o karanlık, nemli, küçücük penceresinden dışarıya, aslında var olmayan o gökyüzüne doğru bakarken, insan bu kadar izole ve insanı delirtmeye programlanmış bir mekandan nasıl bu kadar naif, ölümsüz eserlerin filizlenebildiğine hayret ediyor. Müzenin alt katlarına, eski zindanların ve disiplin hücrelerinin olduğu bölüme indiğimde ise tüylerim diken diken oldu; asırlık taşların içine sinmiş o nem ve küf kokusu insanın göğsünü sıkıştırırken, sadece küçücük bir mazgaldan sızan ışıkla ayları geçirmeyi hayal etmek bile klostrofobik bir buhrana sürüklemeye yetiyordu. Mekanın büyüleyiciliği ve restorasyon sonrası yönlendirmelerin netliği takdire şayan olsa da, içerideki bazı ziyaretçilerin yüksek sesli şakalaşmaları bu acı dolu hafıza merkezinin mistik atmosferini biraz zedeliyor ve insan buranın kesinlikle yalnız ya da sakin bir saatte, hikayeleri daha derin hissettirecek bir sesli rehber eşliğinde gezilmesi gerektiğini düşünüyor. Yine de cezaevinin o ağır demir kapısından çıkıp Sinop’un güneşli sokaklarına geri döndüğümde gayriihtiyari gökyüzüne bakıp çok derin bir nefes aldım; çünkü burası özgürlüğün, dışarıda yürüyebilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu insanın yüzüne bir tokat gibi çarparken, sadece eski bir hapishaneyi değil, insan ruhunun en karanlık sınırlarına direnen edebi bir dehanın izlerini fısıldayan sarsıcı bir tefekkür yolculuğu sunuyor.
Bayram haftası gittik ve kalabalıktı. Bina içi çok geniş degil hele ki bebek arabası ile gidecekseniz baya zorlayıcı oluyor. Katlara çıkmak için asansör var o güzel. Bazı bölümler kapalı genel anlamda güzeldi. Tuvaletler biraz kirliydi bence mahkumların seside yansıtılmalıydı anlamında biraz daha bir anlam katabilirlerdi. Bazı kapı deliklerinden hologramlar yansıtılmış ama Sabahattin Ali hologramı hariç güzel bulmadım. Genel anlamda 5 üzerinden 4 veririm.
Çok muhteşemdir. İnsanın duygulanmaması imkansızzz Rabbim kimseyi haksız yere böyle yerlere düşürmesin. Tahminimden daha uzun bir tur oldu. Ama dolu dolu ve tatmin ediciydi. Şiddetle tavsiye ederim. Kale/hapishane girişi sahilden merdivenle giriliyor. Aynı girişin sağ tarafındaki giriş yukarı ana caddeye direk çıkış veriyor. Asıl ana giriş iç kısımda. Müze kartınız varsa alın yoksa girişte yardımcı oluyorlar. Sabah sakşn saat en ideali hazmederek dolaşa biliyorsunuz. Gruplarla karşılaşırsanız kalabalık sizi sürüklüyor...
Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi, bir zamanlar "Anadolu'nun Alcatraz'ı" olarak tarif edilmiş ,1999 yılında kapatılmış cezaevidir. 2000'de müze olarak hizmet vermeye başlamis, 2020'de yerleşkenin içi ve çevresinde restorasyon başlamış, bu çalışmaların devamı da olmalı diye düşündüğümüz müze. Müze kart teminini buradan da yapabilirsiniz, grup girişi yoksa beklemeden girebilirsiniz. Girişten itibaren yerde oklar var ancak çok yardımcı olmuyor, gezinizi sırayla yapmanıza gerek yok sonuçta her alanı ziyaret edebiliyorsunuz. Bazı bölümlerde kapı gözetleme bölümlerinde holigramlar var içerideki mekan canlandırılmis. Girişin olduğu yapıdan üst katlara çıkabilirsiniz teras avluya yukarıdan bakıyor ve deniz manzarası da var, fotoğraf için güzel bir seçenek. İçeride "Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar" nasıl yazılmış biraz hayal edebileceğiniz bir salon var ilginç bir tecrübe oluyor. Müze girişinde hediye satılan bir dükkan var ama çok seçenek yok, caddeye cikistaki dükkanda daha fazla seçenek var. Velhasıl Sinopdaysaniz olmazsa olmaz bence, ayrıca buradan kaçmayı başaran üç mahkumdan birisinin başına geleni nasıl öğrenirsiniz gelmezseniz.
Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi ya da resmî adıyla Tarihi Cezaevi,bir dönem “Anadolu’nun Alcatraz’ı”tabiri ile de tanınan ve 1999 yılında kapatılmış cezaevidir. 2000’de müzeye çevrilmiştir. Üç yanı deniz olan ve tarihî Sinop Kalesi duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale, yaklaşık 4000 yıl önce Gaskalılar tarafından yapılmıştır. Yunanlar, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar kendi dönemlerinde kaleyi korumuş ve güçlendirmişlerdir. Kalenin cezaevi olarak kullanımına ait en eski belgeler ise 1568 yılına dayanmaktadır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu zindandan şöyle bahsetmiştir; “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.” İç kalenin resmi olarak zindana dönüşmesi ise 1887 yılında olmuştur. O dönem Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa yeni binalarla birlikte bir de hamam eklemiştir. 1939 yılında da çocuk hapishanesi olarak kullanılmak üzere bir bina daha yapılmıştır. Sabahattin Ali, “Duvar” adlı öyküsünde Sinop Cezaevi’ni şu sözlerle anlatmıştır: “Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş oralarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasında yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı.