Mimar Sinan Köprüsü – Büyükçekmece
0 deneyim
%0Değdi diyenler
%0Değmedi diyenler
Henüz etiketli deneyim yok.
Deneyim bırakmak için giriş yapmalısın.Giriş Yap
Mimar Sinan Köprüsü Fotoğraflar
20
Fotoğraf
Mimar Sinan Köprüsü Videoları
📹 Reels videosu ekle
Mimar Sinan Köprüsü Yol Tarifi / Nasıl Gidilir
Bu bölge için gezi rotalarına bak
Bu yerin bulunduğu şehir veya ilçe için hazırlanmış gezi rotalarını inceleyebilirsin.
Mimar Sinan Köprüsü İletişim
Adres
Dizdariye, Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, 34535 Büyükçekmece/İstanbul, Türkiye
Büyükçekmece içinde keşfet
Bu bölgedeki kategorilere hızlıca göz atın.
💬 Mimar Sinan Köprüsü Yorumları
Bu yer veya lezzet hakkında deneyimini yazabilir, fotoğraf ekleyerek diğer gezginlere yardımcı olabilirsin.
Yorum yapmak için Giriş yap.
Henüz bir yorum yok.
Google yorumları
Kanuni Sultan Süleyman ın ordularını avrupa ya rahatça ulaştırmak ve Büyükçekmece gölünü zorlanmadan geçmesi için Mimar Sinan a yaptırdığı tarihi köprü. Alan ın içinde tarihi camii ve Han var. Görmeye değer.
Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.Zigetvar Seferi'ne çıkarken, ordunun, Büyükçekmece Gölü ile denizin birleştiği bu noktadan sallarla karşıya geçmekte çok zorlanması üzerine buraya köprü yapılmasını emretmiştir. İnşaatına 1566’da başlanmış, 1567’de II.Selim zamanında tamamlanmıştır. Koca Sinan, farklı uzunlukta ve büyüklükte 4 köprüyü, birbirine yapay adalarla ekleyerek toplam 636 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde bir yapı inşa etmiştir. Bu, karşılıklı ilerleyen iki kervanın rahatlıkla yan yana geçebileceği uygun ölçüdür. Yapımında kullanılan kalker taşları eritilmiş kurşunla birbirine bağlanmıştır. Başmimar Koca Sinan’ın yaptığı tüm eserler içinde imzasını attığı tek eserdir. "Köprü, eserlerimin içerisinde şaheserimdir." Köprünün ortasında beyaz mermer üzerinde Karahisarî Hasan Çelebi tarafından Arapça yazılan hat ile "Arap ve Acem ülkelerinin sultanı Sultan Süleyman Han oğlu Sultan Selim Han" adına olduğu belirtilen bir tarih düşme yazısı bulunmaktadır: "Dedi târihin Hüdâyî ol zaman Yapdı âb üzere bu cisri Selim Han sene 957 Eyledi kâmil Süleyman köprüsün Sultan Selim" Köprünün 1567'den itibaren masrafı 114.073.850 akçedir. Çanakkale Savaşı sürerken 8 Eylül 1915 tarihinde bölgeye ulaşan İngiliz denizaltısı HMS E2 Osmanlı lojistik hatlarına zarar vermek için köprüyü havaya uçurmak için karaya adam çıkartmış ancak İngiliz askerleri Osmanlı devriyeleri tarafından yakalanarak esir edilmiştir.
Pek çok insan yanından geçer gider ama pek azı, Mimar Sinan gibi büyük bir ustanın imzasını attığı bu mükemmel esere dokunur, onu hisseder. Eğer Büyükçekmece çevresindeyseniz, gelin on dakikanızı ayırın ve yolunuzdan saparak bu muhteşem köprü üzerinde biraz yürüyün. Asırlar öncesinde yerine yerleştirilmiş, üzerinden sayısız kervanların, arabaların ve insanların geçtiği yorgun taşlarının sağlamlığına şahit olun. Bildiğimiz kadarıyla, büyük usta sadece bu eserine imzasını atmıştır ve imza köprünün batı yakasındadır.
“Mimar Sinan’ın ustalığını yansıtan tarihi bir şaheser. Hem mimarisi hem de çevresindeki doğal manzara büyüleyici. Sessizce yürüyüp geçmişe dokunmak gibi… Tarih ve doğayı sevenler için mutlaka görülmesi gereken bir durak.”
İstanbul’dan Rumeli’ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerinde inşa edilmiş büyük bir su yapısıdır. Buradaki alçak ve dar kara parçası genellikle batak olduğundan daha İlkçağ’da geçişi kolaylaştırmak üzere bir köprü yapılması gerekli görülmüştü. İstanbul’u batıya bağlayan Via Egnatia adlı ana yolun üzerinden geçtiği bu köprü bütün Ortaçağ boyunca hizmet etmiş, Bizans İmparatorluğu’nun son döneminde ise bakımsızlıktan harap olmuştur. “Athyras Köprüsü” denilen bu yapının iki başında birer koruma kulesi bulunuyordu. 1433’te bu köprüden geçen Bertrandon de la Broquière, o sıralarda bunun harap bir halde olduğunu bildirir. İstanbul fethinin hemen arkasından Fâtih Sultan Mehmed tarafından tamir ettirilen köprünün daha bir süre öylece kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kanûnî Sultan Süleyman’a elçi olarak gelen Ghislen de Busbeke (Busbecq) de bu köprüden geçtiklerini yazar. Aynı elçilik heyetinin arasında bulunan Hans Dernschwam ise yol üzerinde gördüklerini büyük dikkatle not etmesine rağmen buradaki köprüden bahsetmediğine göre köprü o yıllarda henüz bütün yabancı seyyahların hayranlığını çeken biçimini almamış olmalıdır. Romalılar’ın taş döşeli yolu bataklık içinden geçiyor ve köprüye ulaşıyordu. Bundan da eski köprünün kuzeyde ve batak arazinin içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Kanûnî Sultan Süleyman burada yeni bir köprü inşasını istediğinde Hassa başmimarı Koca Sinan, bataklığın üzerinden geçecek kısa bir köprü yaparak iki ucunu araziden yüksekte kaldırımlara bağlamak yerine batak arazinin bütünü üzerinde uzanan çok daha uzun bir köprü yapmayı tercih etmiştir. Bunun için eski Roma Köprüsü’nü tenkit etmiş, “Eski köprüyü deryadan kaçıp kenardan yana batak içinde düşürmüşler, ol cihetten temel bozulup harap olmuştur, deryadan cânibi hem sığ ve hem sağ yerdir” diyerek projesini daha güneyde kurulacak biçimde tanzim etmiştir. Eyyûbî Menâkıb-ı Sultan Süleyman adlı manzum eserinde (s. 266) eski köprünün sel taşkınlarından zarar gördüğünü, bu sebeple de yenilenmesine ferman çıktığını ifade eder. Sâî Mustafa Çelebi de Tezkiretü’l-ebniye’de Mimar Sinan’ın ağzından köprünün yapımını şöyle anlatır: “Buyurdu bendesine hazret-i şâh / Yapam deryâya bir köprü ola râh // Çeküp kavs-i kuzah gibi kemerler / Ki yeksân ola halka bahr ile ber // Salındı ka‘r-ı deryâda esâsı / Ermişti evc-i a‘lâya binâsı // Hakkın avni ile buldu kemâli / Büyükçekmece’deki ol cisr-i âlî.” Köprünün üzerindeki kitâbelerden Arapça olanı, eserin Sultan Süleyman’ın emriyle inşasına başlandığını ve oğlu Sultan II. Selim tarafından 975’te (1567-68) tamamlatıldığını bildirir. Yazı sanatı bakımından çok başarılı olan kitâbenin hattatı ketebe imzasına göre Derviş Mehmed’dir. Kitâbenin sol kenarında ise “amel-i Yûsuf b. Abdullah” ibaresinin okunduğu bir kitâbe daha vardır ki bu da köprüyü yapan mimarın adını vermektedir. Mimar Sinan’ın eseri üzerinde bilinen tek imzası olan bu levhada, tanındığı ad yerine sadece Yûsuf adının yazılışı onun daima alçak gönüllü görünmek isteğinin bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Nitekim Sâî Mustafa Çelebi’ye yazdırdığı manzum otobiyografisinde kendisini, “Bu tilmîz-i habîb pîr-i neccâr / Kulun Yûsuf bin Abdullah mi‘mâr” şeklinde takdim eder. Osmanlı devrinde Yûsuf adının daima Sinâneddin adı ile beraber oluşu ve devşirmelerde baba adı olarak da “abd”lı adların kullanılması bunun Sinan’ın imzası olduğunu gösterir. Türkçe olan ikinci kitâbede yine Derviş Mehmed’in hattı ile köprünün Sultan Süleyman’ın fermanıyla yapımına başlandığı, fakat onun vefatı üzerine Sultan Selim tarafından bitirildiği ifade edilmiştir. Kitâbedeki tarih beyti şöyledir: “Dedi târîhin Hüdâyî ol zamân / Yaptı âb üzre bu cisri Şeh Selîm.” Beytin son mısraının ebcedi 975 (1567-68) tarihini verir.