Ak Medrese Müzesi – Niğde
0 deneyim
%0Değdi diyenler
%0Değmedi diyenler
Henüz etiketli deneyim yok.
Deneyim bırakmak için giriş yapmalısın.Giriş Yap
Ak Medrese Müzesi Fotoğraflar
10
Fotoğraf
Ak Medrese Müzesi Videoları
📹 Reels videosu ekle
Ak Medrese Müzesi Yol Tarifi / Nasıl Gidilir
Bu bölge için gezi rotalarına bak
Bu yerin bulunduğu şehir veya ilçe için hazırlanmış gezi rotalarını inceleyebilirsin.
Ak Medrese Müzesi Açılış Kapanış Saatleri
Pazartesi
08:00 – 18:00
Salı
08:00 – 18:00
Çarşamba
08:00 – 18:00
Perşembe
08:00 – 18:00
Cuma
08:00 – 18:00
Cumartesi
24 Saat Açık
Pazar
24 Saat Açık
Ak Medrese Müzesi İletişim
Adres
Kale, Osman Kabaksız Sk. 18 A, 51100 Niğde Merkez/Niğde, Türkiye
Niğde içinde keşfet
Bu bölgedeki kategorilere hızlıca göz atın.
💬 Ak Medrese Müzesi Yorumları
Bu yer veya lezzet hakkında deneyimini yazabilir, fotoğraf ekleyerek diğer gezginlere yardımcı olabilirsin.
Yorum yapmak için Giriş yap.
Henüz bir yorum yok.
Google yorumları
Karamanoğulları Beyliğine ait olması beni heyecanlandırıyor. Niğde'de bu beyliğe tam ait 1-2 eserden biri. Ak denmesinin muhteşem taç kapısında kullanılan beyaz mermerdir ki zamanla kirlenme ve renk değişimi olmuş ve/veya restorasyonlar bazı yerlerde tonu eşitlemiş olabilir.
İlk yapıldığında büyük ihtimalle muhteşem taçkapısının ve taşlarının beyazlığından dolayı Akmedrese olarak adlandırılan bu değerli sanat eseri, kitâbesine göre 812’de (1409-10) Karaman beyi Alâeddin’in oğlu Alâeddin Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. İstanbul’da Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan vakfiyesi Rebîülevvel 818’de (Mayıs 1415) tertip ve bir yıl sonra tasdik edilmiştir. Bu vesikaya göre medrese o zaman Yuğutaş denilen mahallede inşa edilmiş, Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre eğitim yapmak üzere vakfedilmiştir. Medresenin evkafı arasında Niğde bedesteni, buna bitişik han, Meydan mahallesinde çifte hamam, birçok dükkân, arazi, değirmen, bağ vb. bulunmaktadır. Akmedrese ortası avlulu, çift katlı medreselerin en güzellerindendir. Cephesinin ortasını yüksek ve çok zengin biçimde işlenmiş mermerden bir taçkapı süsler. Üst kat bu cephede kaş kemerli ikiz pencereler halinde dışarı açılmıştır. Pâyelerle yapılmış bir revakın çevirdiği avlunun bir tarafında yazlık büyük mescid eyvanı vardır. Alt katta tonozlu on hücre ile büyük eyvanın iki yanında kubbeli birer mekân yer alır. Üst katta içten merdivenle ulaşılan ve cephedeki ikiz pencereleri sayesinde havadar bir cihannümâ biçiminde olan iki mekândan başka revakların gerisinde tonozlu sekiz hücre vardır. Akmedrese’yi yaptıran Ali Bey’in nerede öldüğü ve kabrinin nerede bulunduğu bilinmiyor. Medresenin eyvan mescidinin iki tarafındaki kubbeli mekânlardan birinin kışlık dershane-mescid olduğuna, diğerinin ise bazı benzerlerindeki gibi bânisinin türbesi olarak düşünüldüğüne ihtimal verilebilir. Taçkapının itinalı ve çok zengin süslemesine karşılık diğer kısımlarda büyük bir sadelik hâkimdir. Fakat burada da ince bir zevk mahsulü halinde taş üzerine oyma süslemeler görülür.
Kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre, H.812 (M.1409-10) yıllarında yapılmıştır. Bazı onarımlarla günümüze gelen medrese orijinal durumunu muhafaza etmektedir. Yapı I.Dünya Savaşı sıralarında nalbant hane olarak kullanılmış 60 öğrencisi ile medrese fonksiyonunu sürdürmüş, 1936 yılından itibaren çevrede bulunan tarihi eserler medresede toplanarak 1939-1950 yılları arasında ise II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin deposu olarak hizmet vermiş 1950-57 yılları arası Niğde Müzesi deposu, 1957-1977 yılları arası Niğde Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermiştir. 1997'den beri taş eserler medresede muhafaza edilmektedir. Bina açık avlulu ve iki katlı medreseler gurubundadır. Alt kat iki eyvanlı bir şemaya sahipken üst katta ise iki kat yüksekliğinde tutulan ana eyvan ile beraber dört eyvanlı bir düzenleme görülür. Plan şeması son derece simetrik olup Türk Medrese Mimarisinde tek örnektir. Kuzey-güney doğrultusundaki yapı; dıştan 21.80 x 24.50 m. boyutlarındadır. Ortasında su kuyusu bulunan 8.35 x 9.40 m. ebadında avlu doğu, batı ve kuzeyden üçer gözlü revakla, güneyden de ana eyvanla kuşatılmıştır. Üst kat ise; kuzeyde dışa kaş kemerlerle açılan sofalar, avluyu üç yönden kuşatan revaklardan ibarettir.
Maalesef kapalıydı, içini gezemedik, ama dışarıdan göründüğü kadarıyla harika bir yer. İkinci dünya savaşı zamanında İstanbul'da müzelerin deposu olarak da kullanılmış.
Maalesef kapalı olduğu için içeriye giremedim, en kısa zamanda açılarak turizme katılması gereken tarihi bir yapı olduğunu düşünüyorum.