Küçükyalı Arkeopark – Zeytinburnu
0 deneyim
%0Değdi diyenler
%0Değmedi diyenler
Henüz etiketli deneyim yok.
Deneyim bırakmak için giriş yapmalısın.Giriş Yap
Küçükyalı Arkeopark Fotoğraflar
10
Fotoğraf
Küçükyalı Arkeopark Videoları
📹 Reels videosu ekle
Küçükyalı Arkeopark Yol Tarifi / Nasıl Gidilir
Bu bölge için gezi rotalarına bak
Bu yerin bulunduğu şehir veya ilçe için hazırlanmış gezi rotalarını inceleyebilirsin.
Küçükyalı Arkeopark İletişim
Adres
Çınar, Gürkan Sk. No:4, 34841 Maltepe/İstanbul, Türkiye
Website
kyap.ku.edu.tr
Zeytinburnu içinde keşfet
Bu bölgedeki kategorilere hızlıca göz atın.
💬 Küçükyalı Arkeopark Yorumları
Bu yer veya lezzet hakkında deneyimini yazabilir, fotoğraf ekleyerek diğer gezginlere yardımcı olabilirsin.
Yorum yapmak için Giriş yap.
Henüz bir yorum yok.
Google yorumları
Haydarpaşa kazılarını saymazsak Anadolu yakasındaki tek aktif kazı alanı. 9. Yüzyıldan kalma Satyros Manastırı ve Su sarnıcı kalıntıları var. Alan arkeolojik sit alanı ve sanırım turizme de kazandırılmaya çalışılmış ama yarım kalmış gibi. Alanın devamında bir cami var bu durum bana Ankara'daki Agustus tapınağı ve Hacı Bayram Veli Camii izlenimini verdi. Aynı kaderi yaşamış manastır. Alanında arka ön tarafında bir park mevcut. Orada ve ön tarafından geçen sokakta bakımsız bilgilendirme levhaları mevcut. Cami tarafında surların önüne belediye banklar koymuş bu çok hoş bir görüntü vermiş. Yine sokak tarafına döndüğümüzde ahşaptan müze olarak düşünülmüş olabilir bir yapı daha mevcut. Alana kesinlikle giriş yapılmıyor. Belli dönemler kazı çalışmaları devam ediyor gibi.
Burası aslında 9. yüzyılda Patrik İgnatios tarafından yaptırılan görkemli Satyros Manastırı'nın kalıntıları üzerine kurulu. Bizans döneminden günümüze ulaşan devasa sarnıcı ve mimari detaylarıyla insanın merakını uyandırıyor. Uzun süre meşhur Bryas Sarayı sanılmıştı ancak yapılan kazılarla bölgenin aslında dini bir kompleks (manastır) olduğu anlaşıldı. 867-877 yılları arasında inşa edildiği biliniyor. İstanbul'un fethinden yaklaşık 110 yıl önce bu bölgeyi kontrol altına aldığında, manastır zaten büyük oranda terk edilmiş veya bakımsız kalmıştı. Bizans'ın son dönemindeki iç karışıklıklar burayı etkilemişti. Osmanlı döneminde burası bir müze ya da cami olarak kullanılmadı. Kalıntılar büyük ölçüde toprak altında kaldı ve alan uzun yıllar boyunca tarım arazisi, meyve bahçesi olarak kullanıldı. 20. yüzyılın ortalarına kadar buranın Emevi veya Abbasi mimarisinden esinlenen meşhur Bryas Sarayı olduğu sanılıyordu. Hatta tarih kitaplarında uzun süre bu isimle anıldı. 2000'li yıllarda başlayan bilimsel kazılarla gerçeğin farklı olduğu anlaşıldı. İtalyan ve Türk arkeologların çalışmasıyla buranın Patrik İgnatios'un manastırı olduğu tescillendi. Arkeopark'taki sarnıç oldukça büyük; yaklaşık 2.700 metreküp su depolama kapasitesine sahip. Sarnıcın tonozları ve tuğla kemerleri hala ayakta. Eskiden üstü kapalıymış ama zamanla çökmüş. Arkeopark'taki sarnıç ve bazı galeriler o kadar derin ve karanlık ki, insanlar ucu bucağı görünmeyince bu geçitlerin çok uzaklara, denizin altından Adalara veya tepedeki Başıbüyük'e gittiğini hayal etmişler. Ben çocukken bu hikayeleri duyarak büyüdüm. Sonra yetişkin olunca girdik baktık böyle bişey yok tabi. Bugün Birleşmiş Milletler’e kayıtlı 193 devletin neredeyse %90’ından daha yaşlı bir yapıdan bahsediyoruz. Dile kolay 1157 sene Burası sadece bir ibadethane değildi. Manastırı yaptıran Patrik İgnatios, imparator ailesinden geliyordu ve taht kavgaları yüzünden hadım edilip buraya sürülmüştü.(İmparator I. Mikhail Rangabe’nin öz oğluydu.) Yani o duvarlar sadece dualara değil, Bizans sarayının en karanlık entrikalarına ve ahlarına da şahitlik etti. Aslında Osmanlı döneminde üzerine evler yapılmış, bahçeler kurulmuş. Ama yapının temeli o kadar devasa bir sarnıç ki, üstüne ne yaparsan yap o alt tabakayı yok edememişler. Bir nevi kendi kendini koruma altına almış. İgnatios henüz 14 yaşındayken, babası İmparator Mikhail bir darbeyle (V. Leon tarafından) tahttan indirildi. Bizans geleneklerine göre, devrilen bir imparatorun oğulları taht üzerinde hak iddia edemesinler diye "potansiyel tehdit" olarak görülürdü. Yeni imparator, İgnatios ve kardeşlerini öldürmek yerine onları siyasi olarak tamamen saf dışı bırakmak istedi. O dönemde Bizans hukukuna göre hadım edilmiş bir kişi asla imparator olamazdı. 14 yaşındaki İgnatios, yeni yönetimin emriyle zorla hadım edildi. Bu, onun gelecekteki evlilik ve soy devam ettirme şansını, dolayısıyla taht iddiasını tamamen bitirdi. Hadım edildikten sonra saçları kazıtıldı ve keşiş yapıldı. Yani bir nevi "yaşayan bir ölü" haline getirilip dini hayata mahkum edildi. Fakat İgnatios bu trajediden sonra pes etmedi. Kendini tamamen dine verdi ve kilise hiyerarşisinde hızla yükseldi. Sonunda İstanbul Patriği (Ortodoks dünyasının en tepesindeki isim) oldu. İşte bugün Küçükyalı’da kalıntılarını gördüğümüz o görkemli Satyros Manastırı'nı da, yaşadığı bu travmatik hayattan sonra kendi nüfuzunu ve zenginliğini kullanarak bir nevi sığınak ve ibadet merkezi olarak inşa ettirdi. İgnatios Patrik olduktan sonra, İmparator III. Mikhail’in dayısı olan güçlü devlet adamı Bardas ile ters düştü. Bardas’ın gayrimeşru ilişkilerini eleştirdiği için görevden alındı ve sürgüne gönderildi. Yerine tarihin en zeki ve kurnaz adamlarından biri olan Fotios atandı. Bu durum, Hristiyan dünyasında "İgnatiosçular" ve "Fotiosçular" diye devasa bir kavgaya sebep oldu. Bu çekişme Roma’daki Papa’ya kadar uzandı ve Katolik-Ortodoks ayrımının ilk büyük tohumlarını attı. Sürgün yıllarında işkence gördü Ağzına taş sokup bütün dişlerini döktüler Yine de pes etmedi Öldükten sonra aziz ilan edildi.
Gerekli önemin verilmediğini düşünüyorum. Yıllardır harabe şekilde. Anadolu yakasında bu tarz yapılar çok az olduğundan eğer gerekli özen gösterilirse ilgi çekeceğini düşünüyorum.
İtalyanlar tarafından kazılmakta. Başlangıçta saray olduğu söylenirken şimdilerde bir manastır kompleksi olduğu söylenmekte.
70 li Yillarda, İcine girip Mağaranin icinde 50 mt kadar gidip , Korkudan döndugumuz O yillarda koyun Agili olarak kullanilan harabe bir yerdi Sonra Tahminime gore ,Arkeoloji adina ici talan edilip ,atil vaziyette birakildi !...