Süleymanpaşa Saat Kulesi – Tekirdağ
0 deneyim
%0Değdi diyenler
%0Değmedi diyenler
Henüz etiketli deneyim yok.
Deneyim bırakmak için giriş yapmalısın.Giriş Yap
Süleymanpaşa Saat Kulesi Fotoğraflar
10
Fotoğraf
Süleymanpaşa Saat Kulesi Videoları
📹 Reels videosu ekle
Süleymanpaşa Saat Kulesi Yol Tarifi / Nasıl Gidilir
Bu bölge için gezi rotalarına bak
Bu yerin bulunduğu şehir veya ilçe için hazırlanmış gezi rotalarını inceleyebilirsin.
Süleymanpaşa Saat Kulesi İletişim
Adres
Ertuğrul, Yalı Sk. No:26, 59100, 59100 Tekirdağ Merkez/Tekirdağ, Türkiye
Tekirdağ içinde keşfet
Bu bölgedeki kategorilere hızlıca göz atın.
💬 Süleymanpaşa Saat Kulesi Yorumları
Bu yer veya lezzet hakkında deneyimini yazabilir, fotoğraf ekleyerek diğer gezginlere yardımcı olabilirsin.
Yorum yapmak için Giriş yap.
Henüz bir yorum yok.
Google yorumları
Merkezde sahile yakın konumda bulunan tarihi bir yapıdır. 19. yüzyılın sonlarında, Sultan II. Abdülhamid döneminde yaptırılmıştır. Her şehrin olduğu gibi tekirdağın da simgesi haline gelen bir saat kulesidir.
Süleymanpaşa Saat Kulesi olarak da bilinen Tekirdağ Saat Kulesi, 1800’lü yılların başından günümüze kalan bir mimari şaheser. Özellikle geceleri aydınlatıldığında muhteşem bir manzara sunan saat kulesi, 1912 yılında meydana gelen depremde hasar gördükten sonra aslına uygun olarak yenilenmiş. Şehrin önemli buluşma noktalarından biri olarak çevresi kafeler, restoranlar, yürüyüş yolları ve eğlence mekanlarıyla dolu olan Tekirdağ Saat Kulesi, Tekirdağ kartpostallarını süsleyen simgesel yapılardan biri olarak görülmeye değer.
İlimiz Süleymanpaşa İlçesi Ertuğrul Mahallesi'nde Atatürk Bulvarı, Yalı Sokak ve İskele Caddesi kesişme noktasında bulunan Süleymanpaşa Saat Kulesi'ni tanımaya çalışalım... "1800'lü yılların başında Rüstem Paşa Camisi'nin yanındaki alanda tarihi bir saat kulesi varmış... 11 metre yüksekliğinde altıgen şekilli bir kule... Ancak kulede saat kadranı yokmuş... Kuleyi yaptıran Çelebi Süleyman Ağa, Rusya sınırında bir manastırdan getirdiği büyük bir çanı kuleye yerleştirmiş... Her saat başı bu çan, saatin kaç olduğunu duyururmuş... Çanın öyle kalın ve gür bir sesi varmış ki, çaldığında civar köylerden de duyulurmuş... Ancak bu saat kulesi 1912 yılında meydana gelen bir depremden sonra ayakta kalamamış ve yıkılmış... Günümüzde Tekirdağ sahilinde yer alan saat kulesi farklı ve yeni bir kule... 2020 yılında yapılmış... Alışık olduğumuz üzere dört cephesinde birer kadran var... Kulenin üzerine küçük bir kubbe yerleştirilmiş..." şeklinde google'da açıklama mevcut.. Temiz, bakımlı, cafe ve restoranlar arasında bulunan ve ilimize varlığı ile değer katan bir saat kulesi olup araç park etmek için cadde ve yol üzerleri kullanılmaktadır... @kendiçöpünüçöpeat @yeşilvetemizbirTEKİRDAĞiçinelele
Tekirdağ Tarihi Tarihi Antikçağ’lara inen şehrin bilinen ilk ismi Bisanthe bölgede yaşayan Biston Trakları’na istinaden verilmiştir. Roma döneminde Rhaidestos diye bilinirken Venedik idaresinde Rodosto, Osmanlı fethinin ardından Rodosçuk adıyla anılmaya başlanmıştır. Osmanlı resmî kayıtlarında mevcut ilk ismi Tekfurdağı’dır. Evliya Çelebi, vaktiyle Bizans tekfurlarının bağlarının burada bulunması ve şehrin kuzeyini çevreleyen dağlardan dolayı şehre Tekfurdağı adı verilmiş ve Tekirdağ ismi de buna dayanır. Tekirdağ ve çevresinde yapılan araştırmalarda antik yerleşmelere rastlanmış, milâttan önce IV. yüzyıla ait Trak mezar taşları ortaya çıkarılmıştır. Tekirdağ Kalesi, Emevîler’in İstanbul seferleri sırasında Araplar tarafından kuşatıldı. Şehir daha sonra yine Hun, Avar, Bulgar ve Peçenekler’in saldırılarının hedefi oldu ve 1204 yılında Latin işgaline uğradı.1305 yılı başlarında Doğu Roma tarafından tutulan paralı asker birliği Katalanlar, Trakya’yı yağmalayıp Tekirdağ Kalesi’ni ve ahalisini yok ettiler, ardından yakınındaki Panion’u (Banados) ele geçirdiler. Şehzade Süleyman Paşa’nın vefatının ardından görevi devralan I. Murad Gelibolu’dan hareketle 1357-1358 yıllarında Tekirdağ üzerine yürüdü, Tekirdağ halkı hisarı savaşmadan teslim etti. Osmanlı fethi sırasında küçük bir kasaba halindeki Tekirdağ kale ve liman olmak üzere iki yerleşim yerinden meydana geliyordu. Yerleşimin merkezini teşkil eden kale bugünkü şehrin doğu kısmındaki yamaçlardaydı. Liman ise Bizans’ın ilk dönemlerinde kasabanın batı sahilinde inşa edilmiş, daha sonra kalenin aşağı kısmına taşınmıştı. Fethin ardından bir kaza merkezi yapılan şehir merkezi Rodosçuk olup İnepazarı (İnecik) ve Banados diğer iki önemli yerleşim yeriydi. Bölgeye Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Türkmen grupları getirilerek iskân edildi. Bugün şehir civarındaki Avşarlı, Karahisarlı, Osmanlı, Selçuk, Gündüzlü, Oğuzlu gibi köyler bu göçlerin izlerini taşır. XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla gelişmeye başlayan şehirde ilk önemli yapılar Fâtih Sultan Mehmed devri ulemâsının katkılarıyla meydana getirildi. 1540’larda Rodosçuk’un nüfusu 343 hâne müslüman, 308 hâne Rum ve yirmi hâne yahudi olmak üzere toplam 671 hâne idi. Tekirdağ’ın gelişmesindeki en büyük etken, Eskiçağ’da olduğu gibi Osmanlı döneminde de hayli faal bir ticarî transfer noktasında bulunmasıdır. Balkanlar’dan ve Doğu Akdeniz’den getirilen mallar burada depolanıp gemilerle İstanbul’a, bazan da Bursa üzerinden Anadolu’ya gönderilmekte, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen mallar Bursa’dan Tekirdağ’a, oradan Edirne ve Balkanlar’a ulaştırılmaktaydı. İstanbul’un iâşesi için başta buğday olmak üzere pek çok gıda maddesi Tekirdağ’dan temin edilmekteydi. Ayrıca Balkanlar’ın değişik bölgelerinden hububat ve canlı hayvan, Filibe’den pirinç, Mısır İskelesi’nden pirinç ve baharat, İzmir taraflarından kuru meyve ve yemişler Tekirdağ üzerinden İstanbul’a geliyordu.Rumeli demiryolunun tamamlanmasıyla Tekirdağ Limanı yavaş yavaş işlevini yitirmeye başladı. Ruslar 1828 ve 1878’de ikidefa Tekirdağ’a girdiler. Türk nüfusun bir kısmı şehri terketti. 1912’de Bulgarlar Tekirdağ’a girdi ve şehir ancak sekiz ay sonra geri alınabildi. I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale savaşları sırasında iskelesi hayli faal bir askerî hareketliliğe sahne oldu. Yunanlılar 20 Haziran 1920’de Tekirdağ’a girdiler. Millî Mücadele’den sonra Mudanya Mütarekesi’yle şehir boşaltılarak Türkler’e iade edildi (13 Kasım 1922). Yunanlılar’ın çekilmesi sırasında şehrin Rum ve Ermeni ahalisi burayı terketti; onların yeri Yunanistan’dan gelen Türkler’le dolduruldu. 1886-1887’de Tekirdağ sancağında 8923 hânede 40.761 müslüman, 7525 hânede 38.434 Rum, 2026 hânede 10.917 Ermeni, doksan dokuz hânede 599 Katolik, 713 hânede 3671 Bulgar, yirmi sekiz hânede 174 Protestan, 215 hânede 1625 yahudi, yetmiş hânede 436 gayri müslim Kıptî ve iki hânede on iki ecnebi yaşamaktaydı.
Yakından çok güzel gözüküyordu ve bizde İki Bavul Bir Hikaye youtube kanalımızın Tekirdağ gezisinde uğrama fırsatı bulduk. Videomuzdan sizlerde görebilirsiniz.